Kalabalık bi yerde, donunun seni rahatsız etmesi. Böyle çaktırmadan düzeltmek istersin ama olmuyo genelde.
Hapşırdıktan sonra balgamın nereye süreceğini şaşırmak. Genelde kalabalık bi yerde başına gelir bu. Bi de peçeten yoksa tam sıçtın. Çaktırmadan sürmeye çalışırsın bi yerlere.
Kızların tek başına tuvalete gidememesi. Hep dikkat ettim bu böyle. Yani istisnası yok.
Terledikten sonra çaktırmadan kokup kokmadığını anlamaya çalışmak. Ne kadar uğraşırsan uğraş biri görür ama.
Yolda çiftleşen kedi veya köpek görmek, izlemeyi çok istiyo insan ama utanıyosun. Çevredeki insanlar napıyo bu falan die düşünmesin istiyosun. Bi garip...
Çocuk gibi konuşan kızlar. Bi de kazaklarını avuç içlerine kadar çekiyolar şirin gözükmek için. Afferim size.
Portakal falan yerken, her yerin yapış yapış olması. Bi de klavyenin arasına kaçıyo bazen. İğrenç.
Kayıp yere düşen insanların espri yaparak olayı geçiştirme çabası.
Sessiz olunması gereken yerlerde, bişey yerken ya da içerken çok ses çıkardığını düşünmek. Hep bi huzursuz oluyosun. Mesela cips yerken, ya da kulaklıkla müzik dinlerken acaba beni duyuyolar mı rahatsız oluyolar mı diye tereddüt yaşıyosun.
Yağmurda ıslananların, kendilerini hemen cafe gibi yerlere atıp ordaki peçetelerle kurulanmaya çalışması.
Artık çoğu serviste var bu, böyle kapı yavaş yavaş açılıyo. Sanki çok önemli bişeyler olucakmış gibi.
Kolayı bardağa doldururken aşırı köpürmesi. Sonra bi de beklemek zorunda kalıyosun.
Eşorfman, montların falan iplerinden birinin içine kaçması. Sonra mecburen ipi çıkarıyosun zaten.
Asansörde ayna varsa poz kesmek.
Odanda sakin sakin televizyon izlerken araya sevişme sahnesi girmesi ve tam o sırada anne veya babanın odaya girip size gülümsemesi.
Yatakta osurduktan sonra yorganın altına girip osuruğu koklamak.
Hanginiz sevgilisini tuvalette ıkınarak sıçarken hayal edebiliyor? Korkunç bişey. Hele gazeteyle falan düşünsenize. Allah Kahretmesin...